ASAL Araştırma ve Danışmanlık Şirketi, son anketinde vatandaşlara “Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?” sorusunu yöneltti. Anket sonuçları, “Hiçbiri” seçeneğinin yüzde 40,2 oranıyla birinci sırada yer almasıyla dikkat çekti. Yusuf Arslan tarafından kaleme alınan haberde, anketlerin sıkça gündeme geldiği bir dönemde, ASAL’ın Ocak 2025’ten Nisan 2026’ya kadar olan süreçte elde ettiği bulgular ortaya kondu. Türkiye’deki ekonomik kriz ve bağımsız yargı talepleri sürerken, katılımcıların siyasi partilere dair bakış açıları da değişim gösterdi.
Anketin en ilgi çekici sonucu, “Hiçbiri” seçeneğinin tüm siyasi partilerin önünde yer alması oldu. Bu durum, “Siyasete güven azalıyor mu?” gibi soruları gündeme getirdi. Ocak 2026’da yüzde 40,2’ye ulaşan “Hiçbiri” yanıtı, Nisan 2026 itibarıyla yüzde 35,5 seviyesine geriledi. Bu sonuç, seçmenlerin yaklaşık üçte birinin mevcut siyasi yapı içinde sorunların çözümüne dair bir adres bulamadığını gösteriyor.
Siyasi partilere göre yapılan değerlendirmede, AK Parti ilk sırada yer alırken, CHP ikinci sırada bulunuyor. Nisan 2026 verilerine göre halkın yüzde 24,0’ı sorunların çözümünü AK Parti’ye atfediyor. Bu oran, 2025 Mayıs ayında yüzde 26,0 ile en yüksek seviyeye ulaşmıştı. Ana muhalefet partisi CHP ise, Nisan 2026’da yüzde 20,5 oranına ulaştı ve bu süreçte halk nezdindeki çözüm umudunu artırmayı başardı. CHP, Ocak 2025’teki yüzde 16,0 seviyesinden önemli bir yükseliş gösterdi.
Diğer siyasi partilerin Nisan 2026’deki durumu ise şu şekilde belirlendi: DEM Parti yüzde 3,5, MHP yüzde 2,5, İYİ Parti yüzde 1,6, Zafer Partisi yüzde 1,0 ve Yeniden Refah Partisi yüzde 0,9 oranında destek aldı. Kararsız ve fikri olmayan katılımcıların oranı ise yüzde 6,0 olarak kaydedilirken, “Diğer” seçeneğine yönelenlerin oranı yüzde 4,5 oldu.
ASAL Araştırma’nın “Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?” başlıklı anketinde “Hiçbiri” diyenlerin oranının yüzde 40,2 ile öne çıkması, iktidar ve muhalefet partilerinin seçmenleri ikna etme konusunda yeterli olamadığını ve kararsızların, inancı kalmamış kitlenin siyasi arenada belirleyici bir konumda olduğunu gözler önüne serdi.